Üç Felsefî Mesele: Hayat, Ölüm, İrade

Stok Kodu:
9786256299948
Boyut:
120-195-
Sayfa Sayısı:
96
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-02-05
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
Kitap Kağıdı
Dili:
Türkçe
10,15
9786256299948
883447
Üç Felsefî Mesele: Hayat, Ölüm, İrade
Üç Felsefî Mesele: Hayat, Ölüm, İrade
10.15
Bu derleme, Ernst von Aster'in konu bütünlüğüne sahip üç makalesini bir araya getirmektedir. İlki, Üniversite Konferansları 1940–1941 serisinde yayımlanan Felsefe Tarihinde Ölüm Meselesi, ikincisi yine Üniversite Konferansları'nın 1942–1943 serisinden ayrı basımı da yapılan İrade Hürriyeti, üçüncüsü de Felsefe Arkivi dergisinin 1949 tarihli sayısında yayımlanan İnsan ve Dünya'dır. “İnsan, kendi hayatına sevdiği, istediği bir gayeyi verebilen mahlûktur. Bu sevgi, ister bize yakın bulunan bir insana ister mensup bulunduğumuz millete karşı duyulsun, daima insanı ferdiyetinin dar kadrolarını kırmaya sevk eder ve ferdi hayata ölümden sonra devam etmek imkânını verir. Bu sebepten dolayı ölümden daha kuvvetli bir şey vardır; o da Antikite filozoflarının ispat etmeye çalıştıkları gibi akıl değil, aşktır... O hâlde ölüm korkusunu, bütün Antikite'nin arzu ettiği şekilde, bir hatanın neticesi olarak mı kabul edelim? Şüphesiz ki hayır; zira o tabii bir insiyaktır ve ona akıl ve aklî delillerle değil, irade ve cesaretle galebe çalınabilir. Gerçi ölüm, hayatımızı bir duvar gibi ihata etmekte ve insan varlığı onun karşısında aciz kalmaktadır. Fakat ölüme rağmen hayatta devam eden bir şeyin de mevcut bulunduğunu biliyoruz: Yarattığımız yahut da yaratılmasına yardım ettiğimiz eserin devamı, uğrunda ölünceye kadar vazifemizi şükranla ifa edeceğimiz milletin devamı...” “Hiçbir insan, hareketinin veya ihmalinin bütün neticelerini, akıbetlerini tam olarak ve katiyetle kestiremez. Bundan dolayı her irade ve her fiil, aynı zamanda bir cürettir. Cüret deyince, bir fiil ve ameller zincirinin başlangıcını anlarız. Bu zincirin bizi nereye götüreceğini daima ancak küçük bir kısmıyla biliriz. İnsanın hayatı cüretsiz olamaz. Bu da tekrar, cüretimizde muvaffak olmadığımız takdirde kabahatli olmamıza ve kabahatimizi hissetmemize, hissetmeye mecbur olmamıza bir mâni teşkil etmez. Zaten kabahat, suç, beşerî hayat trajedisinin zarurî bir kısmını teşkil eder...”
Bu derleme, Ernst von Aster'in konu bütünlüğüne sahip üç makalesini bir araya getirmektedir. İlki, Üniversite Konferansları 1940–1941 serisinde yayımlanan Felsefe Tarihinde Ölüm Meselesi, ikincisi yine Üniversite Konferansları'nın 1942–1943 serisinden ayrı basımı da yapılan İrade Hürriyeti, üçüncüsü de Felsefe Arkivi dergisinin 1949 tarihli sayısında yayımlanan İnsan ve Dünya'dır. “İnsan, kendi hayatına sevdiği, istediği bir gayeyi verebilen mahlûktur. Bu sevgi, ister bize yakın bulunan bir insana ister mensup bulunduğumuz millete karşı duyulsun, daima insanı ferdiyetinin dar kadrolarını kırmaya sevk eder ve ferdi hayata ölümden sonra devam etmek imkânını verir. Bu sebepten dolayı ölümden daha kuvvetli bir şey vardır; o da Antikite filozoflarının ispat etmeye çalıştıkları gibi akıl değil, aşktır... O hâlde ölüm korkusunu, bütün Antikite'nin arzu ettiği şekilde, bir hatanın neticesi olarak mı kabul edelim? Şüphesiz ki hayır; zira o tabii bir insiyaktır ve ona akıl ve aklî delillerle değil, irade ve cesaretle galebe çalınabilir. Gerçi ölüm, hayatımızı bir duvar gibi ihata etmekte ve insan varlığı onun karşısında aciz kalmaktadır. Fakat ölüme rağmen hayatta devam eden bir şeyin de mevcut bulunduğunu biliyoruz: Yarattığımız yahut da yaratılmasına yardım ettiğimiz eserin devamı, uğrunda ölünceye kadar vazifemizi şükranla ifa edeceğimiz milletin devamı...” “Hiçbir insan, hareketinin veya ihmalinin bütün neticelerini, akıbetlerini tam olarak ve katiyetle kestiremez. Bundan dolayı her irade ve her fiil, aynı zamanda bir cürettir. Cüret deyince, bir fiil ve ameller zincirinin başlangıcını anlarız. Bu zincirin bizi nereye götüreceğini daima ancak küçük bir kısmıyla biliriz. İnsanın hayatı cüretsiz olamaz. Bu da tekrar, cüretimizde muvaffak olmadığımız takdirde kabahatli olmamıza ve kabahatimizi hissetmemize, hissetmeye mecbur olmamıza bir mâni teşkil etmez. Zaten kabahat, suç, beşerî hayat trajedisinin zarurî bir kısmını teşkil eder...”
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat