9786256685598
887220
https://www.hesapli24.com/soru-7
Soru 7
12.2
"Çünkü anıların da kendi zamanı vardır. Unutmanın bir zamanı, hatırlamanın bir zamanı, sonra o zamanın da anıya dönüştüğü bir başka zaman... Ve sonra hiçbir şeyin kalmadığı bir zaman...”
Soru 7, Flanagan'ın en gerçekçi, en lirik, en dokunaklı ve en “hayata dair” kitabı. Dünya Savaşı sırasında Singapur'da Japonlara esir düşen baba Flanagan, önce bir kömür madeninde, sonra da Ölüm Demiryolu da denilen Tayland-Burma demiryolunun yapımında çalışmaya gönderilir. En ağır koşullar altındaki bu çalışma 3 yıl sürer ve baba
Flanagan savaş bitiminde Tazmanya'daki ailesinin yanına döner. Hayatın bu döneminden hiç söz etmeyen babasının ve yaşanan o yılların izlerini sürmek için geçmişe yolculuk yapan anlatıcı, “utançsız anıların olmadığını” en derin biçimde kavrar.
Tarihin kelebek etkisi hem anlatıcının bireysel geçmişini hem de 6 Ağustos 1945'te Hiroşima'ya atılan ve saniyeler içinde 60.000 kişinin ölümüne neden olan Atom bombasıyla birlikte bütün dünyayı rotasını çizecektir. Anlatıcı, İngilizlerin Tazmanya'daki yerli halklara uyguladığı soykırımdan Hiroşima'ya atılan atom bombasına kadar 20.
Yüzyılın kaderini değiştiren olaylarla ilgili sorular sorarak kimin hatırlanacağı üzerinde düşünürken, “Sanki unutma ihtiyacı, hatırlama ihtiyacı kadar güçlüydü. Belki de daha güçlüydü,” diyor.
Anı, tarih ve otobiyografik kurguyu harmanlayan yazarın bu sıra dışı yapıtı, hayatın ölçülemezliği üzerine, ince ayarlı kişisel bir deneyimle iç içe geçmiş derin bir inceleme.
"Çünkü anıların da kendi zamanı vardır. Unutmanın bir zamanı, hatırlamanın bir zamanı, sonra o zamanın da anıya dönüştüğü bir başka zaman... Ve sonra hiçbir şeyin kalmadığı bir zaman...”
Soru 7, Flanagan'ın en gerçekçi, en lirik, en dokunaklı ve en “hayata dair” kitabı. Dünya Savaşı sırasında Singapur'da Japonlara esir düşen baba Flanagan, önce bir kömür madeninde, sonra da Ölüm Demiryolu da denilen Tayland-Burma demiryolunun yapımında çalışmaya gönderilir. En ağır koşullar altındaki bu çalışma 3 yıl sürer ve baba
Flanagan savaş bitiminde Tazmanya'daki ailesinin yanına döner. Hayatın bu döneminden hiç söz etmeyen babasının ve yaşanan o yılların izlerini sürmek için geçmişe yolculuk yapan anlatıcı, “utançsız anıların olmadığını” en derin biçimde kavrar.
Tarihin kelebek etkisi hem anlatıcının bireysel geçmişini hem de 6 Ağustos 1945'te Hiroşima'ya atılan ve saniyeler içinde 60.000 kişinin ölümüne neden olan Atom bombasıyla birlikte bütün dünyayı rotasını çizecektir. Anlatıcı, İngilizlerin Tazmanya'daki yerli halklara uyguladığı soykırımdan Hiroşima'ya atılan atom bombasına kadar 20.
Yüzyılın kaderini değiştiren olaylarla ilgili sorular sorarak kimin hatırlanacağı üzerinde düşünürken, “Sanki unutma ihtiyacı, hatırlama ihtiyacı kadar güçlüydü. Belki de daha güçlüydü,” diyor.
Anı, tarih ve otobiyografik kurguyu harmanlayan yazarın bu sıra dışı yapıtı, hayatın ölçülemezliği üzerine, ince ayarlı kişisel bir deneyimle iç içe geçmiş derin bir inceleme.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.