9786255515773
887234
https://www.hesapli24.com/bir-avuc-kirlangic
Bir Avuç Kırlangıç
14.42
“Yaşamak için, konuyu kapatmak, arkamıza bakmadan yürümek gerekliydi. Tanrı'nın bize bir kez verdiği yaşamlarımızı önemsememiz koşuldu.”
Yazarın bireysel hafıza ile toplumsal belleğe sık sık göndermeler yaparak zenginleştirdiği kadın olmanın hallerini anlattığı ilk romanı: Bir Avuç Kırlangıç.
Bir kadın… Adı Aynur. Çocukluğu, babasının erken kaybı, geleneksel baskıyla annesinin amcasıyla evlendirilmesi, tüm dayatmalarla erkek egemen bir toplumda var olma çabasıyla geçiyor. Bir yas romanı olan bu yapıtta kahramanımız ailesini, Tayfun'u, Bingül'ü yitirmenin derin hüznünü ülkenin tarihindeki acılarla, kırılmalarla umutsuzluklarla katmanlayarak bütünleştiriyor.
“Yaşamımızın gizlerini ortalığa dökemiyoruz ki yalnızca sana dökülüyorum işte. Boş ver şimdi bunları, hadi sahilde yürüyelim.”
Aynur, yaşam yolculuğunda karşısına çıkan öğretilerin ve tanıkların tüm söylemlerine karşın en saf haliyle insan doğasını anlamaya çalışıyor. Kendi yazgısını şekillendirebilmek için tüm gücüyle çabalarken ülkenin ve dünyanın adaletsizlikleriyle de umudunu yitirmeden bağ kuruyor.
“Kırlangıçlar… Heyecanla gelişlerini beklerdim. Sadakat, özgürlük, dostluk, şefkat, umut ve sevgi sembolü, akıllı, çalışkan, cesur kuşlardır. Baba, kuluçka döneminde anaya çok iyi bakar. Yavrularını da birlikte doyururlar. Onların yaşamak için sınırsız bir özgürlüğe gereksinimleri varmış. Bunları babamdan öğrendim.”
Bir Avuç Kırlangıç, içsel bir yolculuk. Bambaşka coğrafyalardan gelip yolları kesişen, yolculuklarında yolları birbirine çıkan insanların yazgılarını şekillendirebilmeleri üzerine bazen hüzünlü bazen gülümseten bir anlatı. Yazar, zarif ve ironik üslubuyla günlük olaylar üzerinden büyük felsefi sorunları da ele alırken etkileyici ve zengin anlatımını ustalıkla harmanlıyor.
Ülkemizin kadınlarına bir ağıt yakarken Aynur'a da Bingül'e de sımsıkı sarıldık.
“Yaşamak için, konuyu kapatmak, arkamıza bakmadan yürümek gerekliydi. Tanrı'nın bize bir kez verdiği yaşamlarımızı önemsememiz koşuldu.”
Yazarın bireysel hafıza ile toplumsal belleğe sık sık göndermeler yaparak zenginleştirdiği kadın olmanın hallerini anlattığı ilk romanı: Bir Avuç Kırlangıç.
Bir kadın… Adı Aynur. Çocukluğu, babasının erken kaybı, geleneksel baskıyla annesinin amcasıyla evlendirilmesi, tüm dayatmalarla erkek egemen bir toplumda var olma çabasıyla geçiyor. Bir yas romanı olan bu yapıtta kahramanımız ailesini, Tayfun'u, Bingül'ü yitirmenin derin hüznünü ülkenin tarihindeki acılarla, kırılmalarla umutsuzluklarla katmanlayarak bütünleştiriyor.
“Yaşamımızın gizlerini ortalığa dökemiyoruz ki yalnızca sana dökülüyorum işte. Boş ver şimdi bunları, hadi sahilde yürüyelim.”
Aynur, yaşam yolculuğunda karşısına çıkan öğretilerin ve tanıkların tüm söylemlerine karşın en saf haliyle insan doğasını anlamaya çalışıyor. Kendi yazgısını şekillendirebilmek için tüm gücüyle çabalarken ülkenin ve dünyanın adaletsizlikleriyle de umudunu yitirmeden bağ kuruyor.
“Kırlangıçlar… Heyecanla gelişlerini beklerdim. Sadakat, özgürlük, dostluk, şefkat, umut ve sevgi sembolü, akıllı, çalışkan, cesur kuşlardır. Baba, kuluçka döneminde anaya çok iyi bakar. Yavrularını da birlikte doyururlar. Onların yaşamak için sınırsız bir özgürlüğe gereksinimleri varmış. Bunları babamdan öğrendim.”
Bir Avuç Kırlangıç, içsel bir yolculuk. Bambaşka coğrafyalardan gelip yolları kesişen, yolculuklarında yolları birbirine çıkan insanların yazgılarını şekillendirebilmeleri üzerine bazen hüzünlü bazen gülümseten bir anlatı. Yazar, zarif ve ironik üslubuyla günlük olaylar üzerinden büyük felsefi sorunları da ele alırken etkileyici ve zengin anlatımını ustalıkla harmanlıyor.
Ülkemizin kadınlarına bir ağıt yakarken Aynur'a da Bingül'e de sımsıkı sarıldık.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.