9786259395265
886327
https://www.hesapli24.com/yitik-sevdalar-denemeler
Yitik Sevdalar - Denemeler
10.39
“Bu duyuş öyle bir hissiyat ki, bin rüyanın gizlerindeki bir hakikat, bir hakikatin du-yumsattığı bin rüya gibi. İnsana hayal çı-narlarında salıncaklar kurdurur, rüya da perdeler açar-kapar sahne misali. Kurar düşlerini gök merdivenlerinde insan. Kimi çok kimi az söyler; akıllılar tımarhanesinde kurulur sohbetler: ruh ve evrenin sırrı üze-rine. Onlar için kainat, bir sefalethane, orada varlık yokluk baş mesele. Aşk hiçlik üzerinden güzellenir, hiç olmadığı kadar. Hiç vücut bulmamıştır, bilgi hâyâlsizdir. Latif bir hâl, her neyse tarifi imkansız ama, gerçekten daha gerçek. Ruh göçünü ya-şayan bütün bir insanlığın, karınca sara-yından dahi hiçbir nasibi yoktur.”
“Seni sılaların, kirazların, ekinlerin, nisan-ların bilmem daha kimlerin arasından be-ğendik. Senin kalbinin ateşinden aldık kış ateşini. Senin nazar edişlerinden bulduk kara sevdalıların, yitik eşini. İşveni, kaş-göz edişini, baygın bakışını mevsimlerin arasından seçtik beğendik. Aya sor, yıldız-lara sor, geceye-gündüze sor!.. Ne firâklar yaşadık senden önce. Ancak seninle ya-şadığımız firâk, bir başka zevk veriyor, aşık gönlümüze. Kesretinde yaşıyoruz, vahde-tin coşkun zirvesini… Senin vakarının, saffetinin, bilhassa o anlatılmaz işve ve edânın meftunuyuz.
Adı eylül, melâlin rindâne sevgilisi…”
“Bu duyuş öyle bir hissiyat ki, bin rüyanın gizlerindeki bir hakikat, bir hakikatin du-yumsattığı bin rüya gibi. İnsana hayal çı-narlarında salıncaklar kurdurur, rüya da perdeler açar-kapar sahne misali. Kurar düşlerini gök merdivenlerinde insan. Kimi çok kimi az söyler; akıllılar tımarhanesinde kurulur sohbetler: ruh ve evrenin sırrı üze-rine. Onlar için kainat, bir sefalethane, orada varlık yokluk baş mesele. Aşk hiçlik üzerinden güzellenir, hiç olmadığı kadar. Hiç vücut bulmamıştır, bilgi hâyâlsizdir. Latif bir hâl, her neyse tarifi imkansız ama, gerçekten daha gerçek. Ruh göçünü ya-şayan bütün bir insanlığın, karınca sara-yından dahi hiçbir nasibi yoktur.”
“Seni sılaların, kirazların, ekinlerin, nisan-ların bilmem daha kimlerin arasından be-ğendik. Senin kalbinin ateşinden aldık kış ateşini. Senin nazar edişlerinden bulduk kara sevdalıların, yitik eşini. İşveni, kaş-göz edişini, baygın bakışını mevsimlerin arasından seçtik beğendik. Aya sor, yıldız-lara sor, geceye-gündüze sor!.. Ne firâklar yaşadık senden önce. Ancak seninle ya-şadığımız firâk, bir başka zevk veriyor, aşık gönlümüze. Kesretinde yaşıyoruz, vahde-tin coşkun zirvesini… Senin vakarının, saffetinin, bilhassa o anlatılmaz işve ve edânın meftunuyuz.
Adı eylül, melâlin rindâne sevgilisi…”
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.