2770000057783
887077
https://www.hesapli24.com/turk-edebiyati-aylik-fikir-ve-sanat-dergisi-sayi-629-mart-2026
Türk Edebiyatı Aylık Fikir ve Sanat Dergisi Sayı: 629 (Mart 2026)
10.3
Sevgili Türk Edebiyatı okurları,
Geçen sayımızda başladığımız ve Türk dünyasının ortak hafızasında derin izler bırakan, 1926 yılında Bakü'de düzenlenen I. Türkoloji Kurultayı'nın 100. yıl dönümü dolayısıyla hazırladığımız dosyamızın ikinci bölümüyle karşınızdayız. Bu sayımızda da kurultayın sancılı süreçlerini, alfabe etrafında dönen siyasi manevraları ve ortak dil idealine ömrünü adayan aydınlarımızın trajik sonlarını ele alıyoruz.
Dosyamızın ilk yazısında Mustafa Argunşah, kurultaya dair notlarını paylaşıyor bizimle. Argunşah, Sovyetlerin Latin alfabesine geçişi destekler görünmesinin ardındaki asimilasyon niyetine ve kurultaya katılan delegelerin 1935'ten sonra uğradığı kanlı kıyıma ışık tutuyor. Mehmet İsmail ve Vahit Türk, Kazak dil biliminin kurucusu Ahmet Baytursun'un kurultaya sunduğu bildiriyi ve alfabe meselesindeki duruşunu değerlendiriyorlar. Bu makalede, Baytursun'un Latin harfleri kullanmak yerine Arap alfabesinin ıslah edilmesi gerektiğini ve böylece Türkler arasındaki alfabe birliğini sürdürmek adına nasıl cansiperane savunduğunu görüyoruz. Bilgehan Atsız Gökdağ, Mehmet Emin Resulzade'nin Latin alfabesine karşı başlarda sergilediği tepkiyi ve bunun Sovyetlerin Türkleri birbirinden ayırma politikasıyla ilişkisini irdeliyor. Makale, Resulzade'nin bu kültürel müdahalenin Türkleri İslam dünyasından ve ortak hafızadan koparmak için kurgulandığına dair isabetli öngörülerini ortaya koyuyor. Hayati Develi, kurultayın arka planındaki hedefleri sorgulayarak alfabe değişiminin Türk dünyasını yeniden inşa ettiğini ifade ediyor. Veysel İbrahim Karaca, kurultayın tarihsel ve bilimsel çerçevesini çizerken “repressiya” kurbanı olan aydınların hazin sonunu hatırlatıyor. Dilgam Ahmed, kurultayın o dönemki Azerbaycan basınına, bilhassa Yeni Yol gazetesine nasıl yansıdığını gözler önüne seriyor. Dönemin önde gelen Türkologlarıyla yapılan mülakatlar ve basındaki tartışmalar, o günlerin entelektüel nabzını tutmamızı sağlıyor. Orhan Aras, kurultaya katılan üç Alman Türkoloğun (Menzel, Jacob ve Bang-Kaup) siyasi atmosfer içindeki bilimsel ve metodolojik duruşlarını ele alıyor. Vilayet Guliyev, okurlarımıza bu kurultayın Çuvaş-Azerbaycan temsilcisi Nikolay İvanoviç Aşmarin'in ilmî mücadelesini ve sözlük çalışmalarını sunuyor; Azerbaycan diyalektolojisinin temellerini atan bu büyük âlimin, devasa eserlerine rağmen yoksulluk ve tecrit içinde son bulan hayatını gözler önüne seriyor. Emre Berkan Yeni, bir asırlık ortak alfabe arayışını ve nihayetinde kabul edilen 34 harfli ortak alfabenin tarihî serüvenini özetliyor. Son olarak Sımbat Maksutova, kurultayda Latin alfabesine geçişi savunan Kırgız aydın Kasım Tınıstanov'un sunduğu raporu ve onun trajik kaderini kaleme alıyor.
Dosya dışında ise Esen Şeref Yavuzaslan, Başkurt dilini bozkırın nefesi ve belleğin sesi olarak sosyokültürel bir zeminde inceliyor. Sadık K. Tural, Çanakkale Zaferi üzerinden millî birlik ve beraberlik şuurumuza dikkat çekiyor. Necati Tonga ise Tevfik Fikret'in daha önce kitaplaşmamış üç mektubunu ve manzum bir sürprizini okurlarımızın dikkatine sunuyor.
Herkese iyi okumalar dileriz…
İmdat Avşar
Türk Edebiyatı Dergisi
Genel Yayın Yönetmeni
Sevgili Türk Edebiyatı okurları,
Geçen sayımızda başladığımız ve Türk dünyasının ortak hafızasında derin izler bırakan, 1926 yılında Bakü'de düzenlenen I. Türkoloji Kurultayı'nın 100. yıl dönümü dolayısıyla hazırladığımız dosyamızın ikinci bölümüyle karşınızdayız. Bu sayımızda da kurultayın sancılı süreçlerini, alfabe etrafında dönen siyasi manevraları ve ortak dil idealine ömrünü adayan aydınlarımızın trajik sonlarını ele alıyoruz.
Dosyamızın ilk yazısında Mustafa Argunşah, kurultaya dair notlarını paylaşıyor bizimle. Argunşah, Sovyetlerin Latin alfabesine geçişi destekler görünmesinin ardındaki asimilasyon niyetine ve kurultaya katılan delegelerin 1935'ten sonra uğradığı kanlı kıyıma ışık tutuyor. Mehmet İsmail ve Vahit Türk, Kazak dil biliminin kurucusu Ahmet Baytursun'un kurultaya sunduğu bildiriyi ve alfabe meselesindeki duruşunu değerlendiriyorlar. Bu makalede, Baytursun'un Latin harfleri kullanmak yerine Arap alfabesinin ıslah edilmesi gerektiğini ve böylece Türkler arasındaki alfabe birliğini sürdürmek adına nasıl cansiperane savunduğunu görüyoruz. Bilgehan Atsız Gökdağ, Mehmet Emin Resulzade'nin Latin alfabesine karşı başlarda sergilediği tepkiyi ve bunun Sovyetlerin Türkleri birbirinden ayırma politikasıyla ilişkisini irdeliyor. Makale, Resulzade'nin bu kültürel müdahalenin Türkleri İslam dünyasından ve ortak hafızadan koparmak için kurgulandığına dair isabetli öngörülerini ortaya koyuyor. Hayati Develi, kurultayın arka planındaki hedefleri sorgulayarak alfabe değişiminin Türk dünyasını yeniden inşa ettiğini ifade ediyor. Veysel İbrahim Karaca, kurultayın tarihsel ve bilimsel çerçevesini çizerken “repressiya” kurbanı olan aydınların hazin sonunu hatırlatıyor. Dilgam Ahmed, kurultayın o dönemki Azerbaycan basınına, bilhassa Yeni Yol gazetesine nasıl yansıdığını gözler önüne seriyor. Dönemin önde gelen Türkologlarıyla yapılan mülakatlar ve basındaki tartışmalar, o günlerin entelektüel nabzını tutmamızı sağlıyor. Orhan Aras, kurultaya katılan üç Alman Türkoloğun (Menzel, Jacob ve Bang-Kaup) siyasi atmosfer içindeki bilimsel ve metodolojik duruşlarını ele alıyor. Vilayet Guliyev, okurlarımıza bu kurultayın Çuvaş-Azerbaycan temsilcisi Nikolay İvanoviç Aşmarin'in ilmî mücadelesini ve sözlük çalışmalarını sunuyor; Azerbaycan diyalektolojisinin temellerini atan bu büyük âlimin, devasa eserlerine rağmen yoksulluk ve tecrit içinde son bulan hayatını gözler önüne seriyor. Emre Berkan Yeni, bir asırlık ortak alfabe arayışını ve nihayetinde kabul edilen 34 harfli ortak alfabenin tarihî serüvenini özetliyor. Son olarak Sımbat Maksutova, kurultayda Latin alfabesine geçişi savunan Kırgız aydın Kasım Tınıstanov'un sunduğu raporu ve onun trajik kaderini kaleme alıyor.
Dosya dışında ise Esen Şeref Yavuzaslan, Başkurt dilini bozkırın nefesi ve belleğin sesi olarak sosyokültürel bir zeminde inceliyor. Sadık K. Tural, Çanakkale Zaferi üzerinden millî birlik ve beraberlik şuurumuza dikkat çekiyor. Necati Tonga ise Tevfik Fikret'in daha önce kitaplaşmamış üç mektubunu ve manzum bir sürprizini okurlarımızın dikkatine sunuyor.
Herkese iyi okumalar dileriz…
İmdat Avşar
Türk Edebiyatı Dergisi
Genel Yayın Yönetmeni
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.