9786050212334
887375
https://www.hesapli24.com/troya-mit-destan-felsefe
Troya;Mit - Destan - Felsefe
14.54
“İnsan, adına tarih dediğimiz süreç içinde ezelden beri öğrenip biriktirip ve üzerine düşünerek hayatı anlamaya çalışıyor.”
Troya, bu arayışın en eski ve en sarsıcı sahnelerinden biridir. Bir savaşın öyküsünden çok daha fazlası olan Troya anlatısı, insanın
kibriyle, tutkularıyla, unutma eğilimiyle ve şiddetle kurduğu kadim ilişkiyi gözler önüne serer.
Suat Dülger bu kitapta Troya'yı yalnızca mitolojik bir olay olarak değil, insan doğasını anlamaya açılan bir düşünce alanı olarak
ele alıyor. Çünkü “insan inceleyen, anlayan, yapan ve yıkan bir varlıktır” ve Troya bu çelişkinin en berrak sahnesidir.
“Aynı insan hem erdemi arar hem de yıkımı üretir.” Akhilleus'un öfkesi, Hektor'un onuru, Paris'in seçimi ve Odysseus'un
bitmeyen yolculuğu; yalnızca kahramanlıkları değil, insanın sınırlarını da anlatır. Savaşın kazananı olmadığı gibi, unutanın da
masumiyeti yoktur: “Bazen yaptığını, bazen yıktığını unutur insan.”
Troya, mitin hayal gücünü, destanın anlatı gücünü ve felsefenin sorgulayıcı bakışını bir araya getirerek okuru şu soruyla baş başa
bırakıyor: “İnsan nedir?”
Troya'ya bakarken aslında kendimize bakıyoruz.
“İnsan, adına tarih dediğimiz süreç içinde ezelden beri öğrenip biriktirip ve üzerine düşünerek hayatı anlamaya çalışıyor.”
Troya, bu arayışın en eski ve en sarsıcı sahnelerinden biridir. Bir savaşın öyküsünden çok daha fazlası olan Troya anlatısı, insanın
kibriyle, tutkularıyla, unutma eğilimiyle ve şiddetle kurduğu kadim ilişkiyi gözler önüne serer.
Suat Dülger bu kitapta Troya'yı yalnızca mitolojik bir olay olarak değil, insan doğasını anlamaya açılan bir düşünce alanı olarak
ele alıyor. Çünkü “insan inceleyen, anlayan, yapan ve yıkan bir varlıktır” ve Troya bu çelişkinin en berrak sahnesidir.
“Aynı insan hem erdemi arar hem de yıkımı üretir.” Akhilleus'un öfkesi, Hektor'un onuru, Paris'in seçimi ve Odysseus'un
bitmeyen yolculuğu; yalnızca kahramanlıkları değil, insanın sınırlarını da anlatır. Savaşın kazananı olmadığı gibi, unutanın da
masumiyeti yoktur: “Bazen yaptığını, bazen yıktığını unutur insan.”
Troya, mitin hayal gücünü, destanın anlatı gücünü ve felsefenin sorgulayıcı bakışını bir araya getirerek okuru şu soruyla baş başa
bırakıyor: “İnsan nedir?”
Troya'ya bakarken aslında kendimize bakıyoruz.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.