9789755846156
881791
https://www.hesapli24.com/son-sabah-3
Son Sabah
17.77
“Günler kısalıyor,” derdi annem yanıbaşındaki pencereden laciverdimsi göğe bakarken. “Kış geldi artık,” derdi perdeleri çekip, elektrik ışığıyla henüz tanışmış evimizin eşyalarına, kararmış mobilyalarına göz gezdirirken. Beni yanına çağırır, kucağına alır ve bir başıma yetişemediğim balkonun korkuluklarına yanaşarak sokaktan gelip geçenleri gösterirdi. Sonradan, yetişkinlik yıllarımın uzunca bir dönemi boyunca rüyalarıma girecek bir şeyleri hayal edip kurar, birkaç kat yükseklikteki balkonumuzdan –ölmeden ve kendimi öldürmeden– atlayıp şehrin bana işaret edilen görüntüleri arasında kaybolduğumu düşünürdüm ben de. Derken annem beni sessizce tembihlercesine geriye çekilir ve yeniden zamanın geçmek bilmediği odamıza dönerdik. O akşam yemeğini hazırlamaya geçer, ben ise yakınlarda uydurduğum bir oyunun kurallarına girişirdim. O yaşlarda her çocuğun yapacağı gibi, ben de evde çoğunluğu ağabeyimden kalan oyuncak arabalarla vakit geçirmeyi sever, daha küçük bir kardeşimiz de olmadığı için bir tür güven ve hışımla onları birbirlerine çarptırır, istasyonlarda gezindirir, park edip seyrederdim. Dört yaşımın sonlarına doğru –sanki büyümemle orantılı biçimde– ağabeyimden yediğim dayaklar, o okula gittikten sonra onun eşyalarına yönelttiğim bir öfkeye öyle bir sertlikle dönüşürdü ki, o anda yanımda bulunmayan annemin bütün bunları görüp beni cezalandıracağını düşünürdüm. Ama annem bunu fark edemeyecek kadar kendi iç dünyasına dönüktü ve oyuncak sepetini çocuk odasına değil de oturma odasına dökmüşsem ikna kabiliyeti yüksek dokunaklı bir sesle onları toplamamı söyler, yeniden bir şeyler işlemeye ya da okumaya dönerdi.
“Günler kısalıyor,” derdi annem yanıbaşındaki pencereden laciverdimsi göğe bakarken. “Kış geldi artık,” derdi perdeleri çekip, elektrik ışığıyla henüz tanışmış evimizin eşyalarına, kararmış mobilyalarına göz gezdirirken. Beni yanına çağırır, kucağına alır ve bir başıma yetişemediğim balkonun korkuluklarına yanaşarak sokaktan gelip geçenleri gösterirdi. Sonradan, yetişkinlik yıllarımın uzunca bir dönemi boyunca rüyalarıma girecek bir şeyleri hayal edip kurar, birkaç kat yükseklikteki balkonumuzdan –ölmeden ve kendimi öldürmeden– atlayıp şehrin bana işaret edilen görüntüleri arasında kaybolduğumu düşünürdüm ben de. Derken annem beni sessizce tembihlercesine geriye çekilir ve yeniden zamanın geçmek bilmediği odamıza dönerdik. O akşam yemeğini hazırlamaya geçer, ben ise yakınlarda uydurduğum bir oyunun kurallarına girişirdim. O yaşlarda her çocuğun yapacağı gibi, ben de evde çoğunluğu ağabeyimden kalan oyuncak arabalarla vakit geçirmeyi sever, daha küçük bir kardeşimiz de olmadığı için bir tür güven ve hışımla onları birbirlerine çarptırır, istasyonlarda gezindirir, park edip seyrederdim. Dört yaşımın sonlarına doğru –sanki büyümemle orantılı biçimde– ağabeyimden yediğim dayaklar, o okula gittikten sonra onun eşyalarına yönelttiğim bir öfkeye öyle bir sertlikle dönüşürdü ki, o anda yanımda bulunmayan annemin bütün bunları görüp beni cezalandıracağını düşünürdüm. Ama annem bunu fark edemeyecek kadar kendi iç dünyasına dönüktü ve oyuncak sepetini çocuk odasına değil de oturma odasına dökmüşsem ikna kabiliyeti yüksek dokunaklı bir sesle onları toplamamı söyler, yeniden bir şeyler işlemeye ya da okumaya dönerdi.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.