Şafakta Yankılanan

Stok Kodu:
9786055252403
Boyut:
135-195-0
Sayfa Sayısı:
223
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2013-10-01
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
2.Hamur
Dili:
Türkçe
8,00
9786055252403
683205
Şafakta Yankılanan
Şafakta Yankılanan
8.00
Şafakta Yankılanan, yazarın üçüncü romanı. Halen Kandıra F Tipi Hapishanesinde hükümlü bulunan yazar Sami Özbil in iki adet şiir kitabı bulunmaktadır. İkindi üzeri Suadiyede oturdukları pastanede etrafı seyrederken, İstanbulun kış ıssızlığını tamamen üzerinden attığını ilk kez fark etmişti. Bulutları anbean yaran güneş ışığı salkım saçak denize uzanıyordu. Sere serpe bir baharın habercisiydi, camları aşıp üstlerine vuran günışığı. Etraftaki bostanlar yeşillenmiş, çağlalar sütlenmiş, ceviz ve erik ağaçları yaprak yaprak açmış, göknarlar yapraklı dallarını göğe doğru yakarırcasına iki yana açmış, hanımeli kokuları fi lbahrilere karışmıştı. Kendisini belli aralıklarla tazeleyen rüzgar, bu defa limonçiçeği kokusuyla beraber pastaneye girmişti. İlerideki sebilhanenin etrafında toplanan çocuklar metal taslardan kana kana su içiyorlardı. Civardaki konaklarda çalışanların çocuklarıydılar belki de. Üst başlarına bakınca bunu hissetti, Seyithan. Ethem Efendideki toprak sahada maç yapıp geri dönmüşlerdi belli ki. İstanbula geldiği sene Bahri dayısıyla Taksim stadındaki Galatasaray- Fenerbahçe maçını izleyişlerini anımsadı birden. Belki şu ilerideki şen çocukların canları o maçı izlemeye gittiği günkü kadar sıkkındı fakat ter atıp bağrışa çağrışa oynadıkları oyun sayesinde bir parça rahatlamışlardı.
Şafakta Yankılanan, yazarın üçüncü romanı. Halen Kandıra F Tipi Hapishanesinde hükümlü bulunan yazar Sami Özbil in iki adet şiir kitabı bulunmaktadır. İkindi üzeri Suadiyede oturdukları pastanede etrafı seyrederken, İstanbulun kış ıssızlığını tamamen üzerinden attığını ilk kez fark etmişti. Bulutları anbean yaran güneş ışığı salkım saçak denize uzanıyordu. Sere serpe bir baharın habercisiydi, camları aşıp üstlerine vuran günışığı. Etraftaki bostanlar yeşillenmiş, çağlalar sütlenmiş, ceviz ve erik ağaçları yaprak yaprak açmış, göknarlar yapraklı dallarını göğe doğru yakarırcasına iki yana açmış, hanımeli kokuları fi lbahrilere karışmıştı. Kendisini belli aralıklarla tazeleyen rüzgar, bu defa limonçiçeği kokusuyla beraber pastaneye girmişti. İlerideki sebilhanenin etrafında toplanan çocuklar metal taslardan kana kana su içiyorlardı. Civardaki konaklarda çalışanların çocuklarıydılar belki de. Üst başlarına bakınca bunu hissetti, Seyithan. Ethem Efendideki toprak sahada maç yapıp geri dönmüşlerdi belli ki. İstanbula geldiği sene Bahri dayısıyla Taksim stadındaki Galatasaray- Fenerbahçe maçını izleyişlerini anımsadı birden. Belki şu ilerideki şen çocukların canları o maçı izlemeye gittiği günkü kadar sıkkındı fakat ter atıp bağrışa çağrışa oynadıkları oyun sayesinde bir parça rahatlamışlardı.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat