Platon’dan Churchlandlara Zihin Felsefesinin Kısa Tarihi

Stok Kodu:
9786253930288
Boyut:
135-195-
Sayfa Sayısı:
346
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2023-11-18
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
Kitap Kağıdı
Dili:
Türkçe
13,32
9786253930288
823302
Platon’dan Churchlandlara Zihin Felsefesinin Kısa Tarihi
Platon’dan Churchlandlara Zihin Felsefesinin Kısa Tarihi
13.32
Platon ve Aristoteles'e göre insan diğer canlılardan farklı olarak akla sahiptir ve akıl tutkuları kontrol etmelidir. Descartes ise insanı ruh ve bedenden müteşekkil bir varlık olarak görmüş ve ruhun sadece insana has olduğunu belirtmiştir. O, ikiciliği benimsediğinden dolayı ruh-beden arasında etkileşim olduğunu ve bunun da epifiz bezi üzerinden gerçekleştiğini iddia etmiştir. Aydınlanma dönemindeyse Hume, deneyci bir tavırla duyu deneyimine dayanmayan zihinsel töz anlayışını ve doğuştan idealara sahip olma fikrini yadsımıştır. O, zihni ve zihinsel fenomenleri duyusal izlenimlerle açıklamaya çalışmıştır. James de töz ikiciliğini yadsıyarak her şeyin kaynağında ilksel olan bir şeyin olduğunu söylemiş, tarafsız tekçiliği savunmuştur. O, bilincin kesintisiz bir akış içerisinde olduğunu vurgulamıştır.20-21. yüzyıllarda ise fizikalistler, işlevselciler ve eleyici materyalistler, farklı bakış açısına sahip olsalar da görüşlerini nörobilim, nöropsikoloji, nörobiyoloji nörofarmakoloji, nörofizyoloji gibi bilim dallarının verilerine dayandırmışlardır. Biyolojik doğalcılığı savunan Searle de zihinsel fenomenlerin ontolojik olarak değil de nedensel olarak nöronal süreçlere indirgeneceğini iddia etmektedir. Nagel ise zihinsel fenomenlerin birinci şahıs deneyimi olmasından dolayı üçüncü şahıslar tarafından bilinemeyeceğini belirtmektedir. Ona göre nöronal süreçlerle zihinsel fenomenler arasındaki ilişkiyi ancak alanla ilgili bilimsel çalışmalar aydınlatabilir. Churchlandlar da diğer alanlarda olduğu gibi zihin felsefesi alanında da bilimin yanlışları eleyerek son sözünü bugün olmasa da bir gün söyleyeceğini savunmaktadırlar.
Platon ve Aristoteles'e göre insan diğer canlılardan farklı olarak akla sahiptir ve akıl tutkuları kontrol etmelidir. Descartes ise insanı ruh ve bedenden müteşekkil bir varlık olarak görmüş ve ruhun sadece insana has olduğunu belirtmiştir. O, ikiciliği benimsediğinden dolayı ruh-beden arasında etkileşim olduğunu ve bunun da epifiz bezi üzerinden gerçekleştiğini iddia etmiştir. Aydınlanma dönemindeyse Hume, deneyci bir tavırla duyu deneyimine dayanmayan zihinsel töz anlayışını ve doğuştan idealara sahip olma fikrini yadsımıştır. O, zihni ve zihinsel fenomenleri duyusal izlenimlerle açıklamaya çalışmıştır. James de töz ikiciliğini yadsıyarak her şeyin kaynağında ilksel olan bir şeyin olduğunu söylemiş, tarafsız tekçiliği savunmuştur. O, bilincin kesintisiz bir akış içerisinde olduğunu vurgulamıştır.20-21. yüzyıllarda ise fizikalistler, işlevselciler ve eleyici materyalistler, farklı bakış açısına sahip olsalar da görüşlerini nörobilim, nöropsikoloji, nörobiyoloji nörofarmakoloji, nörofizyoloji gibi bilim dallarının verilerine dayandırmışlardır. Biyolojik doğalcılığı savunan Searle de zihinsel fenomenlerin ontolojik olarak değil de nedensel olarak nöronal süreçlere indirgeneceğini iddia etmektedir. Nagel ise zihinsel fenomenlerin birinci şahıs deneyimi olmasından dolayı üçüncü şahıslar tarafından bilinemeyeceğini belirtmektedir. Ona göre nöronal süreçlerle zihinsel fenomenler arasındaki ilişkiyi ancak alanla ilgili bilimsel çalışmalar aydınlatabilir. Churchlandlar da diğer alanlarda olduğu gibi zihin felsefesi alanında da bilimin yanlışları eleyerek son sözünü bugün olmasa da bir gün söyleyeceğini savunmaktadırlar.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat