9786256618312
879773
https://www.hesapli24.com/ot-dibinde-bir-gocen
Ot Dibinde Bir Göcen
10.84
Bursalı İsmail Hakkı (ö. 1725), kendi gönül ve tefekkür dünyasından damlayan pek çok hakikat sızıntısını kaleme alan ârif bir mutasavvıf olduğu kadar kendinden önce gelen üstâdların eserlerinin anlaşılması için de şerhler yazan mühim bir şârihtir.
Ehlinin bildiği üzere vahdet sırlarına ârif olan edip ve şairlerin çoğu mecâzî sözler söyleyip onların hakiki mânâlarını kast ederler. Bursalı, bu tür söylem ve şiirlerin şerh edilmeden anlaşılamayacağını belirtir. O, bu sebeple şerh edebiyatına yönelmiş, özellikle remzî yoğunluğu olan ve belki de ‘edebî birer şathiyye' kabul edebileceğimiz bazı manzumeleri, tasavvufî lügaz ve muammaları açıklayan eserler yazmıştır.
Türk edebiyatında sıradışı ifadelerle dikkat çeken şathiyyelerden bir kısmı yazıldıkları tarihten itibaren çeşitli yorumlara konu olmuştur. Türkçemizde Yûnus'un “Çıktım erik dalına” şiiri bunların ilk örneğidir. İsmail Hakkı da, onlarca eser kaleme alan bir mutasavvıf şair ve yazar olmasının yanında yaptığı şathiyye şerhleriyle edebiyat tarihimize bir kitaplık eser bırakmıştır. O, kendinden önce yaşayan sûfîlerin bazı remizlerini açıklayan eserler kaleme alarak tasavvuf kültürüne önemli katkılarda bulunmuştur.
İsmail Hakkı'nın kaleme aldığı risâlelerden birisi de 16. asır mutasavvıf şairlerimizden Dukaginzâde Ahmed Bey'in şiirine 'Şerh-i Nazm-ı Ahmed' ismiyle yazdığı şerhtir.
Biz kitabın adını “Ot dibinde bir göcen” koyduk. “Göcen” Türkçe'de tavşan demektir. Bu ibareyi şiirde geçen; “Bitmedik ot dibinde doğmadıcak bir göcen / Benleyüben sıçradı vü âşikâr oldu nihân” beytinden ödünç aldık. Bu beyitte şâir, varlık âleminde Hak'tan gâ l yaşayan insanı gözü açılmamış tavşan yavrusuna benzetir. Şiir bu gâ lin hikâyesidir aslında.
Bursalı İsmail Hakkı (ö. 1725), kendi gönül ve tefekkür dünyasından damlayan pek çok hakikat sızıntısını kaleme alan ârif bir mutasavvıf olduğu kadar kendinden önce gelen üstâdların eserlerinin anlaşılması için de şerhler yazan mühim bir şârihtir.
Ehlinin bildiği üzere vahdet sırlarına ârif olan edip ve şairlerin çoğu mecâzî sözler söyleyip onların hakiki mânâlarını kast ederler. Bursalı, bu tür söylem ve şiirlerin şerh edilmeden anlaşılamayacağını belirtir. O, bu sebeple şerh edebiyatına yönelmiş, özellikle remzî yoğunluğu olan ve belki de ‘edebî birer şathiyye' kabul edebileceğimiz bazı manzumeleri, tasavvufî lügaz ve muammaları açıklayan eserler yazmıştır.
Türk edebiyatında sıradışı ifadelerle dikkat çeken şathiyyelerden bir kısmı yazıldıkları tarihten itibaren çeşitli yorumlara konu olmuştur. Türkçemizde Yûnus'un “Çıktım erik dalına” şiiri bunların ilk örneğidir. İsmail Hakkı da, onlarca eser kaleme alan bir mutasavvıf şair ve yazar olmasının yanında yaptığı şathiyye şerhleriyle edebiyat tarihimize bir kitaplık eser bırakmıştır. O, kendinden önce yaşayan sûfîlerin bazı remizlerini açıklayan eserler kaleme alarak tasavvuf kültürüne önemli katkılarda bulunmuştur.
İsmail Hakkı'nın kaleme aldığı risâlelerden birisi de 16. asır mutasavvıf şairlerimizden Dukaginzâde Ahmed Bey'in şiirine 'Şerh-i Nazm-ı Ahmed' ismiyle yazdığı şerhtir.
Biz kitabın adını “Ot dibinde bir göcen” koyduk. “Göcen” Türkçe'de tavşan demektir. Bu ibareyi şiirde geçen; “Bitmedik ot dibinde doğmadıcak bir göcen / Benleyüben sıçradı vü âşikâr oldu nihân” beytinden ödünç aldık. Bu beyitte şâir, varlık âleminde Hak'tan gâ l yaşayan insanı gözü açılmamış tavşan yavrusuna benzetir. Şiir bu gâ lin hikâyesidir aslında.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.