Nabız

Stok Kodu:
9789755396637
Boyut:
135-195-0
Sayfa Sayısı:
240
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2012-04-06
Çeviren:
Serdar Rifat Kırkoğlu
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
2.Hamur
Dili:
Türkçe
11,71
9789755396637
401012
Nabız
Nabız
11.71
Julian Barnesın üçüncü öykü kitabı olan Nabız; yazarın son yapıtlarının ana izleği olan geçmişi düşünmek ve yeniden kurmak tasarımına yepyeni bir boyut ekliyor: bu tasarımın duyularla oluşturduğu özel bağ. Böylelikle, görmek, işitmek, dokunmak, tat ve koku almak gibi temel duyuların her biri, birbirlerinden son derece farklı yazınsal bağlamlar içinde, önümüzdeki sayfalarda yer alan öykülere kaynak oluşturuyor. Yazar Doğu Rüzgârı başlıklı öyküde, yalnız yaşayan, iki çocuklu, boşanmış bir emlakçının geçimini garsonluk yaparak sağlayan yabancı ve gizemli bir kadınla ilişkisine eğilirken; dört anlatıdan oluşan öykü dizisi Phil ve Joannalarda, bu kez dört entelektüel çiftin politika, dil, çevre, seks, hastalık ve genel olarak hayat üzerine dereden tepeden dizginsiz bir sohbete daldıkları anlara çeviriyor bakışını. John Updikela Yatmak başlıklı öyküde, birbirlerinden ömürleri boyunca hiç ayrılmamış olmakla övünen yaşlı iki kadın yazarın kendi mahrem dünyalarında birbirlerini nasıl gördüklerini ele alıp hicvederken; Bahçıvanların Dünyasında, görüş ayrılıkları olsa da birbirlerine dokunaklı bir sevgiyle bağlı evli bir çiftin kendi ideal bahçelerini ortaya çıkarma tasarılarını konu ediyor. Sınır hlali, katı ilkeleri olan ve ne pahasına olursa olsun bunlardan ödün vermemekte direnen bir gencin bu tür ilkelerle başı hiç de hoş olmayan bir genç kızla çatışmasının öyküsü. Birinci bölümün son öyküsü olan Evlilik Belgesi ise, nostalji ve yas üzerine, otobiyografik boyutları da kendini belli eden bir hikâye. Julian Barnes, ikinci bölümün ilk öyküsü Portre Ressamında, sağır ve gezgin bir portre ressamının özlemler ve derinlikli bir sanat anlayışıyla belirginleşen iç dünyasına eğilirken; Suç Ortaklığında, annesinin gönlünü fethettikten sonra ilişki kurmak istediği kızının dünyasına girmeye çalışan bir gencin hikâyesini anlatıyor. Harmoni, görme yetisini yitirmiş buna karşılık büyük bir müzik yeteneği olan bir genç kızı konu edinen ve evrensel uyum temasını işleyen bir öyküyken; yazar Carcassonneda, talyan Birliğinin kurucusu Garibaldinin yaşamından yola çıkarak gerçek ve gerçeğe benzerlik temasını mercek altına alıyor. Kitaba adını veren son öykü Nabızdaysa, meslek seçimi ve özel yaşamında sorunları olan ve annesiyle babasına fazla bağlı bir yaşam sürdüren birinin dokunaklı olduğu kadar matrak hikâyesi anlatılıyor. Hiç kuşku yok ki, öteki kitaplarına olduğu gibi Nabıza da damgasını vuran şey, Julian Barnesın psikolojik gerçekçiliğine çok iyi entegre ettiği, kahramanlarını asla güdükleştirmeyen, onları tek boyutluluğa indirgemeyen benzersiz ironisi. Nabız aynı zamanda, farklı öyküler arasındaki içmetinselliğiyle de dikkat çekiyor; bir öyküde yer alan bir ayrıntı, bir başka öyküde son derece değişik bir kılıkta karşımıza çıkıyor. Son romanı Son Verme Duygusu ile 2011 Booker Ödülüne layık görülmüş olan Julian Barnestan, her biri ayrı bir yazınsal tat veren öyküler
Julian Barnesın üçüncü öykü kitabı olan Nabız; yazarın son yapıtlarının ana izleği olan geçmişi düşünmek ve yeniden kurmak tasarımına yepyeni bir boyut ekliyor: bu tasarımın duyularla oluşturduğu özel bağ. Böylelikle, görmek, işitmek, dokunmak, tat ve koku almak gibi temel duyuların her biri, birbirlerinden son derece farklı yazınsal bağlamlar içinde, önümüzdeki sayfalarda yer alan öykülere kaynak oluşturuyor. Yazar Doğu Rüzgârı başlıklı öyküde, yalnız yaşayan, iki çocuklu, boşanmış bir emlakçının geçimini garsonluk yaparak sağlayan yabancı ve gizemli bir kadınla ilişkisine eğilirken; dört anlatıdan oluşan öykü dizisi Phil ve Joannalarda, bu kez dört entelektüel çiftin politika, dil, çevre, seks, hastalık ve genel olarak hayat üzerine dereden tepeden dizginsiz bir sohbete daldıkları anlara çeviriyor bakışını. John Updikela Yatmak başlıklı öyküde, birbirlerinden ömürleri boyunca hiç ayrılmamış olmakla övünen yaşlı iki kadın yazarın kendi mahrem dünyalarında birbirlerini nasıl gördüklerini ele alıp hicvederken; Bahçıvanların Dünyasında, görüş ayrılıkları olsa da birbirlerine dokunaklı bir sevgiyle bağlı evli bir çiftin kendi ideal bahçelerini ortaya çıkarma tasarılarını konu ediyor. Sınır hlali, katı ilkeleri olan ve ne pahasına olursa olsun bunlardan ödün vermemekte direnen bir gencin bu tür ilkelerle başı hiç de hoş olmayan bir genç kızla çatışmasının öyküsü. Birinci bölümün son öyküsü olan Evlilik Belgesi ise, nostalji ve yas üzerine, otobiyografik boyutları da kendini belli eden bir hikâye. Julian Barnes, ikinci bölümün ilk öyküsü Portre Ressamında, sağır ve gezgin bir portre ressamının özlemler ve derinlikli bir sanat anlayışıyla belirginleşen iç dünyasına eğilirken; Suç Ortaklığında, annesinin gönlünü fethettikten sonra ilişki kurmak istediği kızının dünyasına girmeye çalışan bir gencin hikâyesini anlatıyor. Harmoni, görme yetisini yitirmiş buna karşılık büyük bir müzik yeteneği olan bir genç kızı konu edinen ve evrensel uyum temasını işleyen bir öyküyken; yazar Carcassonneda, talyan Birliğinin kurucusu Garibaldinin yaşamından yola çıkarak gerçek ve gerçeğe benzerlik temasını mercek altına alıyor. Kitaba adını veren son öykü Nabızdaysa, meslek seçimi ve özel yaşamında sorunları olan ve annesiyle babasına fazla bağlı bir yaşam sürdüren birinin dokunaklı olduğu kadar matrak hikâyesi anlatılıyor. Hiç kuşku yok ki, öteki kitaplarına olduğu gibi Nabıza da damgasını vuran şey, Julian Barnesın psikolojik gerçekçiliğine çok iyi entegre ettiği, kahramanlarını asla güdükleştirmeyen, onları tek boyutluluğa indirgemeyen benzersiz ironisi. Nabız aynı zamanda, farklı öyküler arasındaki içmetinselliğiyle de dikkat çekiyor; bir öyküde yer alan bir ayrıntı, bir başka öyküde son derece değişik bir kılıkta karşımıza çıkıyor. Son romanı Son Verme Duygusu ile 2011 Booker Ödülüne layık görülmüş olan Julian Barnestan, her biri ayrı bir yazınsal tat veren öyküler
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat