Kültür ve Medeniyet

Stok Kodu:
9786255629241
Boyut:
135-210-
Sayfa Sayısı:
240
Baskı:
19
Basım Tarihi:
2026-03-12
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
Kitap Kağıdı
Dili:
Türkçe
11,66
9786255629241
887536
Kültür ve Medeniyet
Kültür ve Medeniyet
11.66
Bir asırdan beri memleketimizin başta gelen derdi medeniyet meselesidir. Geçmişte büyüklüğü dünyaca bilinen Türk milletinin medenî varlığa sahip olmadığını önce Batı'yı tanıyanlar ortaya attı. Tanzimatla başlayan Batı münasebetleri, birçok nesillerin gözünü kamaştırdı. (…) Birbiri ardısıra birkaç nesil “Avrupa'ya benzemek için ne yapalım?”, “Garplılaşma nasıl olmalı?” diye uzun zaman sayıkladılar. (…) Böyle bir içten yıkılış faciasının karşısına dikilen muhafazakâr zümre, Batı taklitçiliğini protesto ederken sade taassubunu kullandı. Onlar için mesele, sadece Batı'ya benzememek dâvasıydı. Millî varlığımız hakkında bir fikirleri yoktu. Inkılâpçılar, örflerle kıyafet değiştirmede kurtuluşumuzun sırrını aramak gibi gülünç bir dâvaya kendilerini kaptırırlarken, muhafazakârlar; eski hayat şekillerine sımsıkı bağlanmada felâh ümidi buldular. Her iki tarafın gafil olduğu şey, kendi millî kültürümüzü yoğurmanın lüzumlu oluşudur. Hakikatte, bin yıllık tarihimiz içinde ortaya konmuş olan Anadolu müslüman Türk kültürünü, örfleri, folkloru, edebiyatı ve güzel sanatlarıyle, tasavvufu ve tarikatlarının felsefesiyle, İslâmî ahlâkıyle bir potada yoğurmak dâvanın esasını teşkil ediyordu.
Bir asırdan beri memleketimizin başta gelen derdi medeniyet meselesidir. Geçmişte büyüklüğü dünyaca bilinen Türk milletinin medenî varlığa sahip olmadığını önce Batı'yı tanıyanlar ortaya attı. Tanzimatla başlayan Batı münasebetleri, birçok nesillerin gözünü kamaştırdı. (…) Birbiri ardısıra birkaç nesil “Avrupa'ya benzemek için ne yapalım?”, “Garplılaşma nasıl olmalı?” diye uzun zaman sayıkladılar. (…) Böyle bir içten yıkılış faciasının karşısına dikilen muhafazakâr zümre, Batı taklitçiliğini protesto ederken sade taassubunu kullandı. Onlar için mesele, sadece Batı'ya benzememek dâvasıydı. Millî varlığımız hakkında bir fikirleri yoktu. Inkılâpçılar, örflerle kıyafet değiştirmede kurtuluşumuzun sırrını aramak gibi gülünç bir dâvaya kendilerini kaptırırlarken, muhafazakârlar; eski hayat şekillerine sımsıkı bağlanmada felâh ümidi buldular. Her iki tarafın gafil olduğu şey, kendi millî kültürümüzü yoğurmanın lüzumlu oluşudur. Hakikatte, bin yıllık tarihimiz içinde ortaya konmuş olan Anadolu müslüman Türk kültürünü, örfleri, folkloru, edebiyatı ve güzel sanatlarıyle, tasavvufu ve tarikatlarının felsefesiyle, İslâmî ahlâkıyle bir potada yoğurmak dâvanın esasını teşkil ediyordu.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat