9786255629241
887536
https://www.hesapli24.com/kultur-ve-medeniyet-1
Kültür ve Medeniyet
11.66
Bir asırdan beri memleketimizin başta gelen
derdi medeniyet meselesidir. Geçmişte
büyüklüğü dünyaca bilinen Türk milletinin
medenî varlığa sahip olmadığını önce Batı'yı
tanıyanlar ortaya attı. Tanzimatla başlayan
Batı münasebetleri, birçok nesillerin gözünü
kamaştırdı. (…) Birbiri ardısıra birkaç nesil
“Avrupa'ya benzemek için ne yapalım?”,
“Garplılaşma nasıl olmalı?” diye uzun zaman
sayıkladılar. (…) Böyle bir içten yıkılış faciasının
karşısına dikilen muhafazakâr zümre, Batı
taklitçiliğini protesto ederken sade taassubunu
kullandı. Onlar için mesele, sadece Batı'ya
benzememek dâvasıydı. Millî varlığımız
hakkında bir fikirleri yoktu. Inkılâpçılar, örflerle
kıyafet değiştirmede kurtuluşumuzun sırrını
aramak gibi gülünç bir dâvaya kendilerini
kaptırırlarken, muhafazakârlar; eski hayat
şekillerine sımsıkı bağlanmada felâh ümidi
buldular. Her iki tarafın gafil olduğu şey,
kendi millî kültürümüzü yoğurmanın lüzumlu
oluşudur. Hakikatte, bin yıllık tarihimiz içinde
ortaya konmuş olan Anadolu müslüman
Türk kültürünü, örfleri, folkloru, edebiyatı ve
güzel sanatlarıyle, tasavvufu ve tarikatlarının
felsefesiyle, İslâmî ahlâkıyle bir potada
yoğurmak dâvanın esasını teşkil ediyordu.
Bir asırdan beri memleketimizin başta gelen
derdi medeniyet meselesidir. Geçmişte
büyüklüğü dünyaca bilinen Türk milletinin
medenî varlığa sahip olmadığını önce Batı'yı
tanıyanlar ortaya attı. Tanzimatla başlayan
Batı münasebetleri, birçok nesillerin gözünü
kamaştırdı. (…) Birbiri ardısıra birkaç nesil
“Avrupa'ya benzemek için ne yapalım?”,
“Garplılaşma nasıl olmalı?” diye uzun zaman
sayıkladılar. (…) Böyle bir içten yıkılış faciasının
karşısına dikilen muhafazakâr zümre, Batı
taklitçiliğini protesto ederken sade taassubunu
kullandı. Onlar için mesele, sadece Batı'ya
benzememek dâvasıydı. Millî varlığımız
hakkında bir fikirleri yoktu. Inkılâpçılar, örflerle
kıyafet değiştirmede kurtuluşumuzun sırrını
aramak gibi gülünç bir dâvaya kendilerini
kaptırırlarken, muhafazakârlar; eski hayat
şekillerine sımsıkı bağlanmada felâh ümidi
buldular. Her iki tarafın gafil olduğu şey,
kendi millî kültürümüzü yoğurmanın lüzumlu
oluşudur. Hakikatte, bin yıllık tarihimiz içinde
ortaya konmuş olan Anadolu müslüman
Türk kültürünü, örfleri, folkloru, edebiyatı ve
güzel sanatlarıyle, tasavvufu ve tarikatlarının
felsefesiyle, İslâmî ahlâkıyle bir potada
yoğurmak dâvanın esasını teşkil ediyordu.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.