9786255904232
883563
https://www.hesapli24.com/kadi-abdulcebbar-in-hiristiyanlik-algisi
Kâdî Abdülcebbâr’ın Hıristiyanlık Algısı
17.93
Bugün İslâmiyet ve Hıristiyanlık, kurumsal kimlikleri ve mensupları aracılığıyla birbiriyle çeşitli sahalarda mücadele içerisinde olan iki dindir. Allah'ın insanoğlu için tek din olarak İslâm'ı seçmiş olduğu ve peygamberlerini de birbirini tasdik etmeleri için gönderdiği Kur'an'da belirtilmektedir. Yeni Ahit metinlerinde de Hz. İsa'nın kul ve peygamber olduğu dile getirilmiş olmasına rağmen aynı bağlamda ona “Tanrı” ve “Tanrı oğlu” dendiği ve Hıristiyanların bazı yanlışlar ve çelişkiler içerisine düşerek İsa'nın kendisini ilahlaştırdığı görülmektedir. Bunlarla birlikte insanların aynı kaynaktan beslenmesine rağmen farklı anlayışlara savrulması hususu da aslında dinî ve tarihî olduğu kadar aynı zamanda ilmî bir meseledir. Bu neticeyle Hıristiyanların da Müslümanlara bazı karşı itirazlarda bulunduğu görülmektedir. Dolayısıyla tarihsel düzlemde çeşitli zamanlarda birbirlerine reddiyeler yazan Müslüman ve Hıristiyan kelamcılar birçok konuda anlaşmazlığa düşmüşlerdir. Ulûhiyet ve sıfatlar konusu bunların en başında gelmektedir. Bu konulara dair İslâm içerisinde hassasiyeti en üst düzeyde olan mezheplerden birisi kuşkusuz Mu‘tezile'dir ve Hıristiyanlara en derli toplu itirazları yapanlardan birisi de bu mezhepten bir bilgin olan Kâdî Abdülcebbâr'dır. Biz, bu bakımdan Mu‘tezile kelamcılarından Kâdî Abdülcebbâr'ın, Hıristiyanlara karşı yaptığı itirazları ele almaya çalıştık.
Bugün İslâmiyet ve Hıristiyanlık, kurumsal kimlikleri ve mensupları aracılığıyla birbiriyle çeşitli sahalarda mücadele içerisinde olan iki dindir. Allah'ın insanoğlu için tek din olarak İslâm'ı seçmiş olduğu ve peygamberlerini de birbirini tasdik etmeleri için gönderdiği Kur'an'da belirtilmektedir. Yeni Ahit metinlerinde de Hz. İsa'nın kul ve peygamber olduğu dile getirilmiş olmasına rağmen aynı bağlamda ona “Tanrı” ve “Tanrı oğlu” dendiği ve Hıristiyanların bazı yanlışlar ve çelişkiler içerisine düşerek İsa'nın kendisini ilahlaştırdığı görülmektedir. Bunlarla birlikte insanların aynı kaynaktan beslenmesine rağmen farklı anlayışlara savrulması hususu da aslında dinî ve tarihî olduğu kadar aynı zamanda ilmî bir meseledir. Bu neticeyle Hıristiyanların da Müslümanlara bazı karşı itirazlarda bulunduğu görülmektedir. Dolayısıyla tarihsel düzlemde çeşitli zamanlarda birbirlerine reddiyeler yazan Müslüman ve Hıristiyan kelamcılar birçok konuda anlaşmazlığa düşmüşlerdir. Ulûhiyet ve sıfatlar konusu bunların en başında gelmektedir. Bu konulara dair İslâm içerisinde hassasiyeti en üst düzeyde olan mezheplerden birisi kuşkusuz Mu‘tezile'dir ve Hıristiyanlara en derli toplu itirazları yapanlardan birisi de bu mezhepten bir bilgin olan Kâdî Abdülcebbâr'dır. Biz, bu bakımdan Mu‘tezile kelamcılarından Kâdî Abdülcebbâr'ın, Hıristiyanlara karşı yaptığı itirazları ele almaya çalıştık.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.