Hitabul-Hak Kuran-ı Kerim Tefsiri 1

Stok Kodu:
9786057281524
Boyut:
165-235-
Sayfa Sayısı:
592
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2024-01-25
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
Kitap Kağıdı
Dili:
Türkçe
Kategori:
19,31
9786057281524
831332
Hitabul-Hak Kuran-ı Kerim Tefsiri 1
Hitabul-Hak Kuran-ı Kerim Tefsiri 1
19.31
Dünya bir mekteb Allah Rasûlü o mektebin başöğretmeni, Kuran-ı Kerimde lâyemût/ölümsüz kitabıdır. İnsan nereden, niçin geldiğini, neye memur olduğunu ve nereye gideceğini ancak O kitaptan öğrenebilir. Bir aleti imal eden müessese, ona dair bir de kullanım kılavuzu telif eder. Alet ancak kullanım kılavuzuna göre çalıştırılırsa insanlar ondan istifâde edebilir. Kâinatı yaratan Allah Teâlâ da madde ve mâna planında insanı hayırlı işlerde istihdam etmek, imtihan yurdu olan dünyada onu muvaffak kılmak üzere Kur'ân-ı Kerîm'i göndermiştir. Âdemoğlu şu dünya mektebinde Kur'ân-ı Kerîm'i, başöğretmen olan Allah Rasûlü'nün sünnetiyle anlama iradesini gösterdiğinde yaşadığı çağ, Asr-ı Saadet olur. Allah Azze ve Celle'nin her çağa her yüreğe teselli olacak, yön tayin edecek, yol gösterecek keyfiyette indirdiği Kur'ân-ı Kerîm her insana farklı vurgularla konuşur. Aynı âyet annesini kaybeden çocuğa farklı, çocuğunu kaybeden anneye ise farklı şeyler söyler. Bu yüzden ideolocyalar, bir daha doğmamak üzere batarken Kur'ân-ı Kerîm her asırda her gün yeniden doğar. Aşka, imana, irfana, ihsana, merhamete dair müjdeler verir. Fetihler, zaferler muştular. Küffâra karşı âgâh olmaya çağırır. Allah Azze ve Celle'ye dost olma şerefine erenlere umut, düşmanlara ise korku aşılar. Onun her bir âyeti, bin bir tecelliye namzettir. Camide, mezarlıkta, çarşıda, mektepte, sarayda aynı âyet, okuyanların zihin dünyasında farklı manalarla tezahür eder. Camide ubûdiyete, mezarlıkta dirilişe, çarşıda dünyayı imara, mektepte okumaya, sarayda adâlete çağırır Kur'ân-ı Kerîm. Açlık gününde sabra, mihrapta secdeye, minberde teslimiyete, Kosova'da şahâdete, Mohaç'ta tevekküle, cenâzede vuslata, zaferde tevâzuya, mektepte ilme davet eder. Her hakikat O'nunla canlanır, her yiğit O'nunla doğrulur, her çöküş O'nunla onarılır, her acı O'nunla diner, her ana yitirdiği çocuğunun tesellisini O'nda bulur, her kız iffetin amentüsünü O'ndan öğrenir, her delikanlı hayayı O'ndan dinler, her öğretmen ilim-irfan deryasına O'nunla dalar, her mazlum hakkını O'nunla alır. Buzdan adamlar, taştan sütunlar ancak Kur'ân-ı Kerîm eşya ve hâdiseye hâkim olunca erir. Yesrib'i Medîne O yapar. Hattâb'ın kızı Fâtıma, Kur'ân-ı Kerîm'i okuyunca Hattâb'ın oğlu Ömer'in karşısında durur ve mazlum eşini müdafaa eder. Zulüm âbidesi Kisra'ya da Roma'ya da O'na inananlar kafa tutar. İnsanların ellerine, ayaklarına vurulan prangayı O kırar. Kalabalıkları O millet yapar. Hübel'i, Menat'ı O yıkar; iman, irfan anıtlarını O diker. Şirke son vererek, Allah yolunu O açar. Cenneti de Kur'ân-ı Kerîm anlatır, ona ulaşma yolunu da O gösterir, yetimin hukûkunu O korur, fakire zenginin malında hakkı olduğunu O söyler, ebeveynine “öf!” demeyen çocukları O yetiştirir. O'nu dinleyenler, meyhanelerin, kumar bayilerinin, faiz müesseselerinin kapılarına kilit vurur. Bu yüzden İblis, bütün batıl yolları, insanlar O'na dönmesin diye açtı; bütün ideolocyaları beşeriyet O'nun gölgesine sığınmasın diye kurguladı; bütün masalları, eşref-i mahlûkât olan Âdemoğlu O'nu okuyup uyanmasın diye yazdı. Kur'ân-ı Kerîm'i bırakanlar İblis'in ne yolunda ne de masalında huzur bulabildi. İnsanoğlu, yıllar sonra da olsa yanlıştan doğruya, çirkinden güzele, geceden gündüze gitme erdemini O'nu okuyup yaşamada gördü. Kur'ân-ı Kerîm yaşanmak için okunmayınca fitne yayıldı, sokaklar kanla doldu. Hanlar, hanümanlar yıkıldı, umutlar soldu. İblis'in adamları doğrudan cehennem yoluna çağırma noktasında hezimete uğrayınca mustagribler, “Kur'ân Yolu” diye Hubel'e çağırmaya, Roma'nın yolunu açık tutmaya da “İslâm” dedi. Fakat küçük hâfızlar, iffetli kızlar, izzetli delikanlılar, vakur babalar, alimler, kumandanlar bu defa Kur'ân'ın izinden sapmayacak, işte Hitâbu'l-Hak o zaman mü'minler en doğudan en batıya kadar bütün cihana islâm mührünü vuracaktır. Kur'ân-ı Kerîm Hakk'ın beyanı, O'nun değişmez hitabıdır. O, Hitâbu'l-Hak'tır. Âyetler, Allah Rasûlü'nün devrinden ya da önceki milletlerden bahsederkende o an Kur'ân-ı Kerîm'e muhatab olan insana konuşur. Eğer önceki milletler iyi olanı yaptıysa bizlere onlara uymayı, kötüye irtikap ettiyse de onlardan uzak durmayı emreder. Bu cihetle Yahûdi'den, Hristiyan'dan bahseden her bir âyet aslında sana ve bana konuşur. Allah Teâlâ'nın büyük bir ihsanı olarak başladığımız, birinci cildiyle de huzurunuzda olan bu tefsir, “Her bir âyet-i kerîme bana ne söyler?” sorusuna cevap arama bağlamında önce sözlü olarak yapıldı sonra da yazı diline aktarıldı. Bu yüzden anne, baba, genç, öğretmen, imam, köylü, kentli hasılı her tabakadan her mümin her bir âyetin tefsirinde kendi sorunlarının cevabını bulacak. Bu tefsiri okuyan mü'minler, -inşallah- Kur'ân-ı Kerîm'den hareketle sohbet halkaları kurma imkanına sahip olacak. Büyük müfessirlerin izinde kaleme alınan bu eserde doğrular Allah Teala'ya ve O'nun muazzez Rasûlü'ne eksikler ve noksanlıklar ise müellife aittir. Bu tefsirin te'lif edilmesine vesile olan müminden ve tashihinde görev alan kardeşlerimden Allah Teâla razı olsun
Dünya bir mekteb Allah Rasûlü o mektebin başöğretmeni, Kuran-ı Kerimde lâyemût/ölümsüz kitabıdır. İnsan nereden, niçin geldiğini, neye memur olduğunu ve nereye gideceğini ancak O kitaptan öğrenebilir. Bir aleti imal eden müessese, ona dair bir de kullanım kılavuzu telif eder. Alet ancak kullanım kılavuzuna göre çalıştırılırsa insanlar ondan istifâde edebilir. Kâinatı yaratan Allah Teâlâ da madde ve mâna planında insanı hayırlı işlerde istihdam etmek, imtihan yurdu olan dünyada onu muvaffak kılmak üzere Kur'ân-ı Kerîm'i göndermiştir. Âdemoğlu şu dünya mektebinde Kur'ân-ı Kerîm'i, başöğretmen olan Allah Rasûlü'nün sünnetiyle anlama iradesini gösterdiğinde yaşadığı çağ, Asr-ı Saadet olur. Allah Azze ve Celle'nin her çağa her yüreğe teselli olacak, yön tayin edecek, yol gösterecek keyfiyette indirdiği Kur'ân-ı Kerîm her insana farklı vurgularla konuşur. Aynı âyet annesini kaybeden çocuğa farklı, çocuğunu kaybeden anneye ise farklı şeyler söyler. Bu yüzden ideolocyalar, bir daha doğmamak üzere batarken Kur'ân-ı Kerîm her asırda her gün yeniden doğar. Aşka, imana, irfana, ihsana, merhamete dair müjdeler verir. Fetihler, zaferler muştular. Küffâra karşı âgâh olmaya çağırır. Allah Azze ve Celle'ye dost olma şerefine erenlere umut, düşmanlara ise korku aşılar. Onun her bir âyeti, bin bir tecelliye namzettir. Camide, mezarlıkta, çarşıda, mektepte, sarayda aynı âyet, okuyanların zihin dünyasında farklı manalarla tezahür eder. Camide ubûdiyete, mezarlıkta dirilişe, çarşıda dünyayı imara, mektepte okumaya, sarayda adâlete çağırır Kur'ân-ı Kerîm. Açlık gününde sabra, mihrapta secdeye, minberde teslimiyete, Kosova'da şahâdete, Mohaç'ta tevekküle, cenâzede vuslata, zaferde tevâzuya, mektepte ilme davet eder. Her hakikat O'nunla canlanır, her yiğit O'nunla doğrulur, her çöküş O'nunla onarılır, her acı O'nunla diner, her ana yitirdiği çocuğunun tesellisini O'nda bulur, her kız iffetin amentüsünü O'ndan öğrenir, her delikanlı hayayı O'ndan dinler, her öğretmen ilim-irfan deryasına O'nunla dalar, her mazlum hakkını O'nunla alır. Buzdan adamlar, taştan sütunlar ancak Kur'ân-ı Kerîm eşya ve hâdiseye hâkim olunca erir. Yesrib'i Medîne O yapar. Hattâb'ın kızı Fâtıma, Kur'ân-ı Kerîm'i okuyunca Hattâb'ın oğlu Ömer'in karşısında durur ve mazlum eşini müdafaa eder. Zulüm âbidesi Kisra'ya da Roma'ya da O'na inananlar kafa tutar. İnsanların ellerine, ayaklarına vurulan prangayı O kırar. Kalabalıkları O millet yapar. Hübel'i, Menat'ı O yıkar; iman, irfan anıtlarını O diker. Şirke son vererek, Allah yolunu O açar. Cenneti de Kur'ân-ı Kerîm anlatır, ona ulaşma yolunu da O gösterir, yetimin hukûkunu O korur, fakire zenginin malında hakkı olduğunu O söyler, ebeveynine “öf!” demeyen çocukları O yetiştirir. O'nu dinleyenler, meyhanelerin, kumar bayilerinin, faiz müesseselerinin kapılarına kilit vurur. Bu yüzden İblis, bütün batıl yolları, insanlar O'na dönmesin diye açtı; bütün ideolocyaları beşeriyet O'nun gölgesine sığınmasın diye kurguladı; bütün masalları, eşref-i mahlûkât olan Âdemoğlu O'nu okuyup uyanmasın diye yazdı. Kur'ân-ı Kerîm'i bırakanlar İblis'in ne yolunda ne de masalında huzur bulabildi. İnsanoğlu, yıllar sonra da olsa yanlıştan doğruya, çirkinden güzele, geceden gündüze gitme erdemini O'nu okuyup yaşamada gördü. Kur'ân-ı Kerîm yaşanmak için okunmayınca fitne yayıldı, sokaklar kanla doldu. Hanlar, hanümanlar yıkıldı, umutlar soldu. İblis'in adamları doğrudan cehennem yoluna çağırma noktasında hezimete uğrayınca mustagribler, “Kur'ân Yolu” diye Hubel'e çağırmaya, Roma'nın yolunu açık tutmaya da “İslâm” dedi. Fakat küçük hâfızlar, iffetli kızlar, izzetli delikanlılar, vakur babalar, alimler, kumandanlar bu defa Kur'ân'ın izinden sapmayacak, işte Hitâbu'l-Hak o zaman mü'minler en doğudan en batıya kadar bütün cihana islâm mührünü vuracaktır. Kur'ân-ı Kerîm Hakk'ın beyanı, O'nun değişmez hitabıdır. O, Hitâbu'l-Hak'tır. Âyetler, Allah Rasûlü'nün devrinden ya da önceki milletlerden bahsederkende o an Kur'ân-ı Kerîm'e muhatab olan insana konuşur. Eğer önceki milletler iyi olanı yaptıysa bizlere onlara uymayı, kötüye irtikap ettiyse de onlardan uzak durmayı emreder. Bu cihetle Yahûdi'den, Hristiyan'dan bahseden her bir âyet aslında sana ve bana konuşur. Allah Teâlâ'nın büyük bir ihsanı olarak başladığımız, birinci cildiyle de huzurunuzda olan bu tefsir, “Her bir âyet-i kerîme bana ne söyler?” sorusuna cevap arama bağlamında önce sözlü olarak yapıldı sonra da yazı diline aktarıldı. Bu yüzden anne, baba, genç, öğretmen, imam, köylü, kentli hasılı her tabakadan her mümin her bir âyetin tefsirinde kendi sorunlarının cevabını bulacak. Bu tefsiri okuyan mü'minler, -inşallah- Kur'ân-ı Kerîm'den hareketle sohbet halkaları kurma imkanına sahip olacak. Büyük müfessirlerin izinde kaleme alınan bu eserde doğrular Allah Teala'ya ve O'nun muazzez Rasûlü'ne eksikler ve noksanlıklar ise müellife aittir. Bu tefsirin te'lif edilmesine vesile olan müminden ve tashihinde görev alan kardeşlerimden Allah Teâla razı olsun
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat