Gemideki Hayalet; Türk Sinemasında Kürtlüğün ve Türklüğün Kuruluşu Türk Sinemasında Kürtlüğün ve Türklüğün Kuruluşu

Stok Kodu:
9786053161615
Boyut:
135-195-0
Sayfa Sayısı:
360
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2019-10-17
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
2.Hamur
Dili:
Türkçe
14,25
9786053161615
535500
Gemideki Hayalet; Türk Sinemasında Kürtlüğün ve Türklüğün Kuruluşu
Gemideki Hayalet; Türk Sinemasında Kürtlüğün ve Türklüğün Kuruluşu Türk Sinemasında Kürtlüğün ve Türklüğün Kuruluşu
14.25
Onlar dağlılar, dağ Türkleri, gayrimedeni, Doğulu, geri kalmış, batıl, ilkel, vahşi, feodal, sert insanlar, silah severler, şiddet onların doğalarında var, saf ve masumlar, çocuk gibiler. Kürtlerin Türk sinemasının perdesinde görülmeye başlamaları 50'li yıllarda "Doğu"nun keşfiyle başlar. O tarihlerden günümüze Kürtler ve Kürtlerle meskün coğrafyalar Türk sinemasının vazgeçilmez konusu oldu. Ne var ki Kürtler asla "Kürt" olarak adlandırılmadılar, sadece işaret edilerek gösterildiler. Türk kamerasının bugün de sinemada, popüler dizilerde, TV skeçlerinde devam eden bu gösterme arzusunu nasıl anlamalı? Türk sinemasındaki Kürt temsillerinin bu "adlandırmadan gösterme" stratejisi ne işe yarıyor? Gemideki Hayalet, Şarkiyatçılık ve Kolonyalizm literatürünün birikiminden yararlanarak Türk sinemasındaki Kürt imgelerinin tarihi boyunca ilerlerken hem kısmi değişimleri hem de sabitleri, klişeleri dikkatimize sunuyor. En büyük katkısı, ırkçılığın sadece nefret içerikli şiddet edimlerinden ibaret olmadığını, bir zihniyet biçimi, bir görme biçimi olduğunu sinema üzerinden göstermesi. Bakışımızı değiştirme çağrısı olan bu kitabın, Kürtlüğün ve Türklüğün içine girdiği sarmaldan esenlikle çıkmasına bir katkı olarak okunmasını dileriz.
Onlar dağlılar, dağ Türkleri, gayrimedeni, Doğulu, geri kalmış, batıl, ilkel, vahşi, feodal, sert insanlar, silah severler, şiddet onların doğalarında var, saf ve masumlar, çocuk gibiler. Kürtlerin Türk sinemasının perdesinde görülmeye başlamaları 50'li yıllarda "Doğu"nun keşfiyle başlar. O tarihlerden günümüze Kürtler ve Kürtlerle meskün coğrafyalar Türk sinemasının vazgeçilmez konusu oldu. Ne var ki Kürtler asla "Kürt" olarak adlandırılmadılar, sadece işaret edilerek gösterildiler. Türk kamerasının bugün de sinemada, popüler dizilerde, TV skeçlerinde devam eden bu gösterme arzusunu nasıl anlamalı? Türk sinemasındaki Kürt temsillerinin bu "adlandırmadan gösterme" stratejisi ne işe yarıyor? Gemideki Hayalet, Şarkiyatçılık ve Kolonyalizm literatürünün birikiminden yararlanarak Türk sinemasındaki Kürt imgelerinin tarihi boyunca ilerlerken hem kısmi değişimleri hem de sabitleri, klişeleri dikkatimize sunuyor. En büyük katkısı, ırkçılığın sadece nefret içerikli şiddet edimlerinden ibaret olmadığını, bir zihniyet biçimi, bir görme biçimi olduğunu sinema üzerinden göstermesi. Bakışımızı değiştirme çağrısı olan bu kitabın, Kürtlüğün ve Türklüğün içine girdiği sarmaldan esenlikle çıkmasına bir katkı olarak okunmasını dileriz.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat