Deney mi? Zorunluluk mu?;David Hume - Immanuel Kant

Stok Kodu:
9786258559217
Boyut:
135-210-
Sayfa Sayısı:
70
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-01-15
Kapak Türü:
Karton
Kağıt Türü:
Kitap Kağıdı
Dili:
Türkçe
8,21
9786258559217
881402
Deney mi? Zorunluluk mu?;David Hume - Immanuel Kant
Deney mi? Zorunluluk mu?;David Hume - Immanuel Kant
8.21
Bir masanın etrafında iki gölge oturuyor: Biri “deney” derken dünyanın iplerini gevşetiyor, diğeri “zorunluluk” derken o ipleri düğümleyip yeniden örüyor. Deney mi Zorunluluk mu? sizi bir hikâyenin içine değil, bir sınırın içine çağırıyor: Nedenselliğin, benliğin ve ahlâkın tam ortasında duran o tek soruya—“Yarın”ı hangi hakla bekliyoruz; “ben” dediğimiz şeyi neye dayanarak sahipleniyoruz; bir cümle, bir hayatı değiştirirken hangi bedeli seçiyoruz? Hume ve Kant'ın temsili ama özgün sesleri, zamansız bir bekleme odasında birbirini kırmadan ama birbirini bırakmadan çarpışıyor; okur da haklıyı aramıyor, bedeli görüyor. Bu kitap, “felsefe okudum” diyenler için bile zorlayıcı bir zihin deneyi: Çünkü her bölüm, cevap vermek yerine kapı aralıyor; her kapı, sizi rahatlatmak yerine daha dürüst bir karanlığa sokuyor. Bir ayna yansıma vermiyor, bir dosya “SEN” yazıp boş çıkıyor, bir mahkeme “cümleyi söyle” diye dayatıyor; sonunda elinizde su ve kül kalıyor—arınmanın ve kirlenmenin izleri. Eğer kesin cevaplara değil, düşüncenin gerçek maliyetine; “kim haklı”ya değil, “hangi bedel”e bakmak istiyorsanız, bu kitabı kapattığınızda bile içinizde konuşmaya devam edecek tek şey şu olacak: Ben hangi körlükle yaşayacağım?
Bir masanın etrafında iki gölge oturuyor: Biri “deney” derken dünyanın iplerini gevşetiyor, diğeri “zorunluluk” derken o ipleri düğümleyip yeniden örüyor. Deney mi Zorunluluk mu? sizi bir hikâyenin içine değil, bir sınırın içine çağırıyor: Nedenselliğin, benliğin ve ahlâkın tam ortasında duran o tek soruya—“Yarın”ı hangi hakla bekliyoruz; “ben” dediğimiz şeyi neye dayanarak sahipleniyoruz; bir cümle, bir hayatı değiştirirken hangi bedeli seçiyoruz? Hume ve Kant'ın temsili ama özgün sesleri, zamansız bir bekleme odasında birbirini kırmadan ama birbirini bırakmadan çarpışıyor; okur da haklıyı aramıyor, bedeli görüyor. Bu kitap, “felsefe okudum” diyenler için bile zorlayıcı bir zihin deneyi: Çünkü her bölüm, cevap vermek yerine kapı aralıyor; her kapı, sizi rahatlatmak yerine daha dürüst bir karanlığa sokuyor. Bir ayna yansıma vermiyor, bir dosya “SEN” yazıp boş çıkıyor, bir mahkeme “cümleyi söyle” diye dayatıyor; sonunda elinizde su ve kül kalıyor—arınmanın ve kirlenmenin izleri. Eğer kesin cevaplara değil, düşüncenin gerçek maliyetine; “kim haklı”ya değil, “hangi bedel”e bakmak istiyorsanız, bu kitabı kapattığınızda bile içinizde konuşmaya devam edecek tek şey şu olacak: Ben hangi körlükle yaşayacağım?
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat