Bu işlem için üye girişi yapmanız gerekiyor
9786253696115
889207
https://www.hesapli24.com/butun-insanlar-olumludur-1
Bütün İnsanlar Ölümlüdür
20.43
Yıl 1279. Toskana Prensi Raymond Fosca'ya zavallı bir ruhu bağışlaması
karşılığında ölümsüzlük teklif edilir, Prens iksiri içmekte tereddüt
etmez. Bir gün, kıskanç ve kibirli aktör Régina'yla tanışır ve ona
yüzyıllar boyunca tanıklık ettiği her şeyi anlatır. Régina ise gitgide
karşı koyamadığı bu girdabın içine çekilir ve nihayetinde aşkın ve
umudun solup gittiğini kabullenmek zorunda kalır.
20. yüzyılın önde gelen düşünür ve yazarlarından Simone de Beauvoir
Bütün İnsanlar Ölümlüdür'de edebiyatın binlerce yıldır cebelleştiği
en temel konulardan ikisini, ölümlülüğü ve ölümsüzlüğü ele alıyor.
Beauvoir'ın felsefeyle romanı birleştiren üslubu bu eksende hayatın
anlamını, zamanı, aşkı ve insanı insan yapanın ne olduğunu da sorguluyor.
Sabahtan beri, dünyanın ilk günlerinden beri, hep sıkıntı, hep yorgunluk
ve zamanın koşturması. Tezgâhlar uğulduyordu: daima, daima...
Evler alev alıyordu, korların ortasında ezgiler yükseliyordu, derelerin
mosmor suyuna kan karışıyordu ve makineler inatla uğulduyordu: daima,
daima.
Yıl 1279. Toskana Prensi Raymond Fosca'ya zavallı bir ruhu bağışlaması
karşılığında ölümsüzlük teklif edilir, Prens iksiri içmekte tereddüt
etmez. Bir gün, kıskanç ve kibirli aktör Régina'yla tanışır ve ona
yüzyıllar boyunca tanıklık ettiği her şeyi anlatır. Régina ise gitgide
karşı koyamadığı bu girdabın içine çekilir ve nihayetinde aşkın ve
umudun solup gittiğini kabullenmek zorunda kalır.
20. yüzyılın önde gelen düşünür ve yazarlarından Simone de Beauvoir
Bütün İnsanlar Ölümlüdür'de edebiyatın binlerce yıldır cebelleştiği
en temel konulardan ikisini, ölümlülüğü ve ölümsüzlüğü ele alıyor.
Beauvoir'ın felsefeyle romanı birleştiren üslubu bu eksende hayatın
anlamını, zamanı, aşkı ve insanı insan yapanın ne olduğunu da sorguluyor.
Sabahtan beri, dünyanın ilk günlerinden beri, hep sıkıntı, hep yorgunluk
ve zamanın koşturması. Tezgâhlar uğulduyordu: daima, daima...
Evler alev alıyordu, korların ortasında ezgiler yükseliyordu, derelerin
mosmor suyuna kan karışıyordu ve makineler inatla uğulduyordu: daima,
daima.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.